İç Sesimle Yüzleşme: Eleştirmenle Bir Sohbet
Bir hikaye anlatmak istiyorum. Kendi hikayemi. Ama nereden başlayacağımı bilmiyorum. Bu yüzden sadece yazıyorum. Bakalım neler dökülecek, nereye varacağız… Samimiyetle söylüyorum, benim de bir fikrim yok.
Hayalperest biriyim. Ya da öyleydim diyelim. Dostoyevski’den daha iyi bir yazar olma hayalim var. Belki de bu, içimdeki meydan okuma isteğinden. Ama dürüst olmak gerekirse, yazarlık konusunda hâlâ yolun çok başındayım.
Tolstoy’un bir sözünü hatırlıyorum:
“Bir yazar, yazdıklarının ilk ve en sert eleştirmeni olmalıdır.”
Bu sözü düşündükçe, yazmanın sadece kelimeleri dökmek olmadığını fark ettim. Yazmak; kelimeleri analiz etmek, onları yeniden şekillendirmek, eksikleri görmek ve tamamlamak demektir. İşte tam bu noktada, iç ses devreye giriyor. O eleştirmen, içimizde sürekli konuşan o ses kim işte bu yazıda bunu açıklamaya çalışacağım.
Eleştirmenle Tanışın
Eleştirmen: O kadar beceriksizsin ki kendi yazmış olduğun hikayeyi kendi hikayeni GPT e düzenlettin. Çünkü üzerine düşünüp daha iyi bir yazı yazmayı denemedin bile.
Tales: Yanıldığını yazıyı okumaya devam ettiğinde anlayacaksın sayın eleştirmen
Eleştirmen: Madem kendini yetersiz görüyorsun. Bir hikaye anlatmak istiyorum kendi hikayemi diyerek böyle bir yazı yazma gereksinimi neden duyuyorsun? Kim ne yapsın senin hikayeni?
Tales: Kendimde farkettiğim farkındalıkların ve bu farkındalıkların hayatımda yaratmış olduğu olumlu değişimlere neden olanlarını diğer insanlarla da paylaşarak onlarında hayatına olumlu anlamda dokunmak istiyorum.
Eleştirmen: İyi ama neden? Madem bu farkındalıklar senin hayatını güzelleştiriyor bırak sende kalsın neden bunu paylaşma ve anlatma gereksinimi duyuyorsun? Ayrıca doğrular kişiye göre değişebilir. Senin iyi ve doğrun başkasının iyi ve doğrusu olacak diye bir şey yok.
Tales: Haklısın. Önce dünyayı değiştirmeye ve daha iyi bir yer haline getirmeye çalıştım. Kendi doğrularım doğrultusunda. Daha sonra bunun anlamsız bir çaba olduğunu gördüm çünkü etki alanı çok ufak kalıyordu. Daha sonra bu çaba kendimi değiştirme ve dönüştürme olarak bana geri döndü. Aslında şu an yine aynı çaba için uğraşıyorum. Dünyayı daha iyi bir yer insanları daha iyi birer insan haline getirme çabasındayım. Ancak bu sefer farklı olan bir şey var bu çabanın bireysel olarak kendimde yaratacağı olumlu etkinin farkındayım. Evrensel olarak göstermiş olduğunuz her çaba ve verilen her emek karşılığında size geri dönmekte. Yani amacınız ne ise iyi yada kötü ayna gibi bu size yansıyor. Bu nedenle doğru olduğunu düşündüğüm ve faydalı eylemler üzerine çalışarak çevreme ve ulaşabildiğim etki alanında ki herkese bu değerleri ulaştırmaya çalışıyorum.
Eleştirmen: Blog sayfan google tarafından önerilmiyor ayrıca kişisel çevren tarafından da ilgi gördü diyemeyiz. Yani aslında kendine yazmış oluyorsun bunları. Yüksek ihtimal bu yazında okunmayacak ve kimseye ulaşmayacak. Ayrıca kendi kişiliğinide deşifre etmiş oluyorsun. Ne gerek var boş versene.
Tales: Bu yorumu yaptığına göre beni tam olarak anlamamışsın sayın eleştirmen. Burada yazılanlar bu site için üretilen makaleler, öncelikle kendim için oluşturuluyor. Ancak bunu kapalı bir şekilde tamamen kişisel olarak devam ettirmektense açık bir şekilde hem kendim için hem de ulaşırsa ve faydalı olursa diğer insanlar için açık bir şekilde sürdürmeyi tercih ettim.
Eleştirmen: Peki ozaman büyük bir heyecan ve çalışma azmiyle başlayıp daha sonrasında neden geliştirmeye devam etmedin Tales Bilim projesini? Bir tahmin hakkım varsa oyumu tembellikten yana kullanıyorum.
Tales: Tales Bilim projesi hem ruhsal olarak hem de hayatımda anlamsal olarak eksiklik çektiğim zorlu bir süreçte doğdu. Proje kişisel gelişimimle orantılı olarak gelişme ve ilerleme üzerine oluşturuldu. Yani bu proje aynı zamanda benim vizyonumu yansıtacaktı. Ancak bir web sitesini yapmak aynı zamanda sosyal medyalarla uğraşmak aynı zamanda youtube için video production işine girmeye çalışmak yine aynı zamanda oluşturulan tüm makale ve içeriklerin bilgisel olarak hazmedilmesi ve tüm bunlar olurken sosyal olarak da psikolojik problemlerin çözümlenmesi ruhsal ve fiziksel güçlenmeye devam etmek yaşamsal uğraşlar vs vs bir çok konuda gelişim ve ilerlemeye çabaladım. Ee haliyle yorucu bir süreç olabiliyor. Ayrıca bu arada çok da boş durmadım. Yapay zekanın dününü bugününü ve yarınını anlatan kapsamlı bir kitap oluşturdum ve bir çok şey daha yaptım. Ancak hep bir eksiklik ve yetersizlik hissi mevcut olacak. Daha iyisini yapmak daha da iyisi. Malesef mükemmelliyetçi bir yapıya sahiptim ve bu beni hem çok fazla yoruyordu, bir çok yapmak istediğim şeyden geri tutuyordu beni. Bunun gibi bir çok özelliğimide güncellemek için uğraştığım bir dönemden geçtim ve geçmeye de devam ediyorum. Çabalıyorum, mücadele ediyorum. Ayrıca bol bol yazıyorum. Şöyle bir bakıyorum da yaptığım işlere hepsinin içinde bir anlam bir fayda var. Hepsinin içinde bolca sevgi ve akılcı bir amaç var. Bir kişilik oluşturmak ve bu kişiliği geliştirmek çok fazla zaman ve çok fazla emek istiyor. Tam da bu yazıyı yazarken şöyle bir bakıyorum olduğum insana ve çok güzel bir insan görüyorum. Artık kendimi takdir edebiliyorum. Belkide en zoru bu oldu eleştirmen.
İç Ses: Bize mi Ait?
İç ses. Hepimizin içinde var olan, bizimle sürekli konuşan o ses. Ama bu ses gerçekten bizim mi? Yoksa çevremizin, ailemizin, toplumun ve kültürümüzün bir yansıması mı?
Bazen bu iç ses, bizi motive eder. Ama çoğu zaman:
-Baskı yapar.
-Küçümser.
-Yetersizlik hissi uyandırır.
Bu sesin, bilinçaltımızdaki öğretilerle şekillendiğini fark etmek önemli. Eğer aileniz kontrolcü, çevreniz baskıcı ve medya manipülatifse, bu iç ses sizi sürekli yargılayan bir eleştirmen haline gelir. İşte bu yüzden, bu sesi fark etmek ve onun üzerindeki kontrolü ele geçirmek bir dönüşüm sürecidir.
Eleştirmeni Susturmak Değil, Eğitmek
Eleştirmen: Peki, iç sesini nasıl eğiteceksin?
Tales: Ona daha iyi sorular sorarak. Onu bir düşman değil, bir rehber haline getirerek.
Bunu yapmak kolay değil, ama imkânsız da değil. İç sesimi tanıyarak, onun üzerimdeki etkisini anlamaya çalışıyorum. Bu yazıda, kendi eleştirmenimle yüzleşerek bir başlangıç yaptım.
İç sesimizi tamamen susturamayız. Ama onu bir rehber, bir dost haline getirebiliriz. Bu, kendi hikâyemizi yazarken kendimize olan güvenimizi ve kontrolümüzü artırır.
Eleştirmen: Belki bugün Dostoyevski’den daha iyi bir yazar değilsin. Ama bu yolculuk ve bu yazı doğru bir başlangıç.
Son Söz
Bugün bu yazıyı kendim için yazdım. Kendi hikâyemi anlatmak, kendi iç sesimle yüzleşmek için. Eğer bu yazı birine ilham verir ya da onun da iç sesini sorgulamasını sağlarsa, bu benim için bir kazanç olur.
Bu yazı, dönüşümün bir başlangıcı. Ve bu başlangıç, herkesin kendi iç sesini eğitmeye karar vermesiyle başlar.
Bugünlük bu kadar.

Yorumlar
Gerçekten mükemmel