Güç, bir araç değildir.
Bir makam değildir.
Bir imkân hiç değildir.
Güç,
insana ilk kez
cezasız kalma ihtimalini sunar.
İnsan, zayıfken ahlaklı görünür.
Çünkü başka seçeneği yoktur.
İnsan, zayıfken sabırlıdır.
Çünkü karşı koyamaz.
İnsan, zayıfken merhametlidir.
Çünkü intikam alma gücü yoktur.
Güç geldiğinde,
insanın gerçek yüzü
ilk kez özgür kalır.
Artık yapabilir.
Artık söyleyebilir.
Artık bedel ödemeyebilir.
Ve çoğu insan,
işte tam burada bozulur.
Güç insanı bozmaz.
Bu bir masaldır.
Güç,
insanın zaten içinde olanı
korumasız bırakır.
İnsan,
güçsüzken bastırdığını
güçlüyken serbest bırakır.
Eskiden yapamadığını yapar.
Eskiden sustuğunu söyler.
Eskiden korktuğunu ezer.
Ve çok kısa sürede şunu öğrenir:
Yapabiliyorsam,
demek ki yapmalıyım.
İşte ahlak,
tam olarak bu cümlede ölür.
Güç,
insana haklılık hissi verir.
Artık doğru olduğu için değil,
üstte olduğu için davranır.
Artık adil olduğu için değil,
hesap sorulmadığı için devam eder.
En tehlikeli insanlar,
kötü insanlar değildir.
En tehlikeli insanlar,
güç verilen sıradan insanlardır.
Çünkü sıradan insan,
güçle ne yapacağını bilmez.
Sınırı yoktur.
Ölçüsü yoktur.
Kendi karanlığıyla hiç yüzleşmemiştir.
Güç,
önce dili bozar.
Sonra vicdanı.
Sonra gerçeği.
İnsan,
önce kendine yalan söyler.
Sonra başkalarına.
Sonra gerçeğin hiç önemli olmadığına karar verir.
Ve en sonunda,
şuna inanır:
“Ben yapıyorsam,
demek ki doğrudur.”
Tarihteki büyük yıkımların çoğu,
canavarların değil,
güç verilmiş sıradan insanların eseridir.
Çünkü canavar azdır.
Ama güce ulaşan sıradan insan çoktur.
Güç,
empatiyi hızla öldürür.
Vicdanı hızla yorar.
Sorumluluğu hızla unutturur.
Ve kayıtsızlığın üzerine oturduğunda,
artık insanın önünde
hiçbir iç engel kalmaz.
Gerçek sınav şudur:
Yapabildiğin her şeyi
yapmamayı seçebiliyor musun?
Çünkü insanı bozan şey,
güce sahip olmak değildir.
İnsanı bozan şey,
güç varken
kendi karanlığına sınır koyamamaktır.
Tales’in Notu:
Güç,
insanın kim olduğunu gizlemez.
Sadece
onu serbest bırakır.

Yorumlar